dün gece kanal zaplarken cnbc-e'de bir diziye bir iki saniye takıldım.
o anki sahneler SİYAH-BEYAZdı.
eski amerikan syah beyaz filmlerinden hani..
eski kadınlar,erkekler,kıyafetler,doku...
..
esas kızın çantası yere düşer,içindekiler savrulur. klasik =)
ardından esas oğlanla birlikte çantadan savrulanlar bir bir toparlanır,gözgöze ve kaçamak konuşmalarla..
..
esas oğlan: "valetino kırmızısı.."
esas kız : "??? "
(bakışmaktadırlar hala)
esas oğlan:"dudaklarının rengi" der,çantasının içinden düşen "valentino kırmızısı" olan rujunu da verir esas kıza.
esas kız gülümser cilveyle,sevinçle .. çantasındaki yerine koyar rujunu kıpırtılarla.
...
siyah beyaz filmler iyi hoş güzeller.. de hayal gücünü zorluyor mu ne diye de ironik düşüncelere sevketmiştir,gülümsetmiştir beni :)
valentine kırmızısı,,,esas oğlan beğenmiştir.etkilenmiş; etkilemiştir :)
ve de esas kızın ruj rengi ve esas oğlanı etkilemesinin faktörü "valentino kırmızısı" bugün internete girdiğimde ilk baktığım şey olmasına,araştırmalarıma sebebiyet vermiştir.
güzel olmuştur güne "kırmızı" ile başlamak.
"aşk"ın rengiyle :)
19 Mart 2010 Cuma
29 Kasım 2008 Cumartesi
testosteron
evveeettt,bugün uzun zaman sonra evden dışarı bir adım attim :D ve dört gözle beklediğim(iz) oyun "testosteron" adlı oyuna gittik bu akşam. ankara tiyatro festivali kapsamında geldiler. ha dört gözle beklememin nedeni oyunculardan mert fırat'ın etkisi çok yüksek tabi ki.ama oyun hakkında bayaa bişiyler okumuştum öncesinde ,merak etmiştim ve yıkılasıya gülmeyi bekliyorDUM.
olmadı :D
oyun vasattı bence. bir oyun eleştirmeni gözüyle söyleyemem bunları tabi ama bir izleyici gözüyle koltuğumdan baktığım bir gözle işte.
halkımızda hala bastırılmış duygular hat safhada sanki. nerde küfür var,nerde seks cinsellik var,gül baba gül...komiktir :S
bu kadar prim yapan bişey de yok tabi. ama bunu gerektiği yerde,olması gereken yerde,oyundaki tam zamanında yapılması gerek. yedirilemesi gerek. oyunda bunu göremedim sanki.
küfür de olmalı gerekince,müstehcen konuşmalar da,seks de cinselik de...ama işte oyunun her anında olunca bayıyor artık.
belki de ben çok şeyler beklemiştim oyundan,bilemiyorum.
ama izlenimim hala aşamamışız,olmuyor.bastırılmışlıklar,cinsellikgizlilikler,küfürler....görünce de çok komik geliyor ...
gittik izledik,memnun ayrıldık :D
mert fırat bey'e de çok teşekkürler,kırmadı teşrif etti yanlarımıza :D şeydacığım'a da sonsuz teşekkürler tabi,bana bu imkanı sağladığı için :D
olmadı :D
oyun vasattı bence. bir oyun eleştirmeni gözüyle söyleyemem bunları tabi ama bir izleyici gözüyle koltuğumdan baktığım bir gözle işte.
halkımızda hala bastırılmış duygular hat safhada sanki. nerde küfür var,nerde seks cinsellik var,gül baba gül...komiktir :S
bu kadar prim yapan bişey de yok tabi. ama bunu gerektiği yerde,olması gereken yerde,oyundaki tam zamanında yapılması gerek. yedirilemesi gerek. oyunda bunu göremedim sanki.
küfür de olmalı gerekince,müstehcen konuşmalar da,seks de cinselik de...ama işte oyunun her anında olunca bayıyor artık.
belki de ben çok şeyler beklemiştim oyundan,bilemiyorum.
ama izlenimim hala aşamamışız,olmuyor.bastırılmışlıklar,cinsellikgizlilikler,küfürler....görünce de çok komik geliyor ...
gittik izledik,memnun ayrıldık :D
mert fırat bey'e de çok teşekkürler,kırmadı teşrif etti yanlarımıza :D şeydacığım'a da sonsuz teşekkürler tabi,bana bu imkanı sağladığı için :D
25 Kasım 2008 Salı
sus be kadın !
hastanedeydim bugün yine.
hayatım boyu hastanelerdeyim ben zaten :D yıllıkta bile çok sevdiğim oda arkadaşım beni :"konyadaki öğrencilik yaşamının cep telefonuyla konuşarak geçirmiştir,diğer yarısını da hastalık hastası olması sebebiyle Konya Devlet Hastanesi'nde.."diye iki saf'a ayırarak tanımlar :D efendim,evet kısmen doğrudur :P bayaa bi zamanım geçmiştir o hastane koridorlarında,ama hastalık hastası değilim sizi temin ederim ki,hernekadar aklınıza hastalık hasatası evhamlı bi portre geliyorsa da aklınıza :P hayatım boyunca doktora sadece göz ve cilt sorunları için gitmiştim :)
neyse,bugün de işte hastane koridorlarındaydım..eskiden hiç içimi bugünkü kadar burkmazdı,burkmamıştı o soğuk koridorlar..hastane diyince bile tüyler diken diken olurken çoğumuzun,ben hiç korkmadan giderdim :D
ve malumunuz herkesin birbirine "sizin rahatsızlığınız nedir,blablabla..benimki de şudur,blablabla,geçmiş olsun,size de geçmiş olsun bla bla bla!!" yaptığı konuşmalar herpimizin başından geçmiştir sanıyorum.
artık gına gelir.yüzümü çeviririm bir yerden sonra .yüzümü çevircekken de yeni bir konu daha açılır ki bugün de böyle oldu..konuşmayı bayaa seven bi teyzecim "öğrencisin ?" sorusunu yöneltti ."evvet,başlıyoruz işteeee kanka olmaya " dedim içimden :D
-bitti öğrencilik.
-üniversite ?
-evet,üniversite
kadın şaşırdı tabi birazcık.ben ki yaşını göstermeyen birisiyim zaten. eh, bi de hastane olduğu için en doğal,spor,makyajsız haliyle orda sırasını bekleyen ben,belki bi lise öğrencisi idim karşımdaki teyzenin gözünde benim bu cevabıma kadar.
-çalışıyo musun?
-avukatım (çalışıyorum cevabıma gelecek karşı "meslek nedir? "sorusunu ekarte edebilmek için söylenmiş bir cevaptır bu,ukalalık değil :D )
-aaaa,ne kadar güzel..maşallah,kadınların eline mesleklerini alması lazım bu devirde...
kadın birkaç daha kendince cümleler kurmuştu.hepimizin tahmin edebildiği gibi,kadınlar çalışşsın kendi ayakalrı üzerinde dursun,kimsenin eline bakmasın gibisinden bişeyler işte...muhabbet olabildiğince kısa sürsün isteğinde ve çabasındayken ; o an dikkatim olabildiğince gözlerine takılmıştı. resmen yılların ağırlığı çökmüş,hüzünlü ve "neler yaşadım ben" dercesine. hafif gözyaşı birikmiş,anlatılacaklarla dökülmeyi bekliyorlardı.
orta yaşlardaydı kadın,ama dediğim gibi yaşananların etkisiyle çökmüşlük,yılgınlık vardı bir hayli.
şivesi düzgün değildi,anlamakta ve sorularımı anlatabilmek de zorlandım biraz( ben de soru sordum evet,bayaa konuştuk yani :D)
beni mesleğini eline almış kendi ayaklarının üstünde durabilicek potansiyelde bir kadın olarak tanıması her ne kadar onu şaşırtsa da,onu kendi kızını anlatmaya,dertlenmeye yöneltti. benim yapabileceğim elbet bir şey yoktu kendine ,ama iç dök-me işte ! gayet iyi bilirim..yabancı da olsa bi medet umma,kıyıdan köşeden de olsa belki bir iki kelime !!!
belki kopukluklar olabilir,ama anlayabildiğim kadarıyla paylaşacağım hikayesini.şivesi bozuk olduğundan çok tekrarlattırdım,ama bi raddeye kadar tabi "anlayamadım,tekrarlar mısınız?" demek de :D
kızı 21 yaşında ve 3 çocuk annesi imiş.15 yaşında kaçmış,hem de askerlik tecili sebebiyle geçici olarak ankara'ya gelen çok iyi tanımadığı bir çocukla.(allah'ım ne akıldır,ne çocukluktur bu!)
aile nekadar vazgeçirmeye çalışsa da,kız çocukla bir hayat kurmak istemiş işte,bilindik hikaye. ama nikah yok ! nikah falan kıyılmamış ve kızı şuan hala 3 çocuğuyla 21 yaşında eşine eşlik(!) görevini yerine getiriyormuş. ve hala resmi nikahsız.
-kızınız ozaman reşit değilmiş,şikayet etseydiniz,sonuçta böyle bir birliktelik sizlerin rızası olmadan olamazdı ki .
-olduk,ama savcı da onlardan yana oldu ..dedi kadın
ben dumur :S
ne diyordu kadın yahu:S savcı onlardan yana olmuş-muş,gözyummuş-muş bu duruma :?
anlayamıyorum da konuşmalarını,ben ısrarla soruyorum ,kadın kendince hala yaşadıklarına devam ediyor,ben anlayamıyorum hala,kadın devam ediyor..anlayamıyorum,anlamıyoruuuumm,anlatamıyorum...kopuyor,sinirleniyorum,üzülüyorum..ama hala dinliyorum..
en büyük çocuk gelmiş okul çağına :
-seneye bu çocuk okulda ne yapacak?
-ne yapacak,resmi nikah olmak zorunda elbette,imam nikahıyla olmaz ki,yasak bu durumlar.çok yanlış....falandı fişmandı..anlattım...
(gibisinden.. onun anlayacağı -çünkü okuma yazması da yokmuş kadının-bi kaç hukuki boyutta tembihler veriyorum güya bir hukukçu olarak )
-imam nikahı bile yoktur ki.
hayy yarabbim,imam nikahı olsa bari diyecek konuma geldim neredeyse ya,offf offf..bu nasıl bir akılsızlıktır yahu..sen,küçücük kız,neyine kime güvenerek böyle maceralara girişirsin !!! aileni müzdarip eder,başta kendini ve onları üzersin !!
-bir de nikah kıymaz da oğlan,çocuğu üstüne alır sadece soyadı vermek için,dedi kadın.hala söylerim ona,gel kızım. seni çalışır okuturum,devam etme böyle o adamla diyorum ama,kızım:" neyapayım anne olmaz" diyerek geçiştiriyormuş.
ve 3 tane de çocuk ...
ve adam işsiz güçsüz boşgezenin boş kalfası...
bişey diyemiyorum artık,kelimeler kifayetsiz...sadece dinleyip ne hayatlar var böyle diye kendim iç sesimle konuşuyor düşünüyorum.
kadının kocası yatalakmış,bu son bir sene içinde ayağa kalkabilmiş ancak zar zor..ve kendilerine devletten bağlanan yardım da adamın kalkabilmesiyle kesilmiş...kadın kaymakama gitmiş,sonuç alamamış. valiye gitmiş ve bağlatmış yeniden. azimli teyzemiz,bu işin peşinden de yine kendisi gitmiş ve istediği sonuca ulaşmış.
bu arada sıralarımızı bekliyoruz hala.akşam muayenesine gelmişiz,saatlere bakıyoruz daha fazla geç olmasa da kurtulsak diye.
kapıcılıkla geçindiriyormuş ;yatalak eşi,üniversiteye hazırlanan ve dersaneye giden oğlundan oluşan 3 kişilik ama eşinin ilaç tedavi masrafları ve oğlunun dersane yüzünden giderleri çok ama çok olan ailesini. kadın altındağ'da oturuyormuş,son vesait de 19:00 da imiş..sıramı vericektim kendisine tabiki.
bu arada,kendini zengin,elit bir tabakadan sayıp sözümona kültürlü pozlarda yanımızdaki bir bayan da muhabbete dahil oldu son vesait konusunda.
-senin ne işin var altındağ'da? çok kötü bir yer..(sonra bana dönerek anlatmaya devam etti,beni muhattap aldı nedense-) yavrum,oralar çinçin denir,çok kötü bir yerdir,ne tip ararsan bulunur vs vs vs vs...
sus be kadın!
sus.
biliyoruz,duyuyoruz nasıl bir yer olduğunu elbet,ama senin gibi kabaca insanın yüzüne öncesini sonrasını bilmeden çarpmıyoruz görüyorsan.
keyfinden kalmıyor kadıncağız herhalde orda.
senin gibi aileden varlıklı değil belki.
senin gibi hayat gülmemiş ona belki .
ha yok yok,aslında senin gibidir de,keyfine bol aksiyon sevidiğinden kalıyor orda.
ayrıca sen kimsin ki,nasıl bir akıl vermektir bu..resmen gurur rencide edici !
kadıncağız zengin havalı teyzemize bu sefer maddi olanaksızlıklarından,başka bir semtte otursa ödeyeceği kiradan sonra ellerinde şu kadarcık para kalacağından,onun da neye yetebileceğinden bahsetmeye çalıştı. hiç gerek yoktu be teyzecim,bu kadına mı anlatma mecburiyeti hissediyosun.ama havalı teyzemiz de : "olsun,bak canınıza bişey gelse orda daha mı iyi..." gibisinden ukala laflarda hala..
ben de: " maddi imkansızlıklar işte,yoksa istemez kendisi de tabi ki öyle bir muhitte oturmayı.keyiften değildir sanırım." dedim,çok da fazla muhattap olmayarak ve de kadının daha da çok konuşmasını istemediğimi belirtecek şekilde soğuk bir cevapla..
havalı teyze bu kez:" kemküm,doğru da .işte ..vs vs vs" saçma sapan cümleleriyle hala aynı akılla devam edicekti ama,sıra telaşesi girdi araya allahtan da kesildi kadının kulaklarımı tırmalayan sözleri.
gözleri benle konuşurken akacak haldeyken , kendini bilmez bu kadının bu sözleriyle gururla normal hale dönen teyzecim,bana dönerek : geçmiş olsun prenses,hayatında işinde başarılar gibisinden dua içerikli güzel cümleler kurdu ayrılırken.
çok içimi burkmuştu kadının hali,çok !
biz kendi hayatlarımızdan şikayetçi olurken saçmasapan gerekçelerle; işte bu örnek bir tokat gibi güne,hatta bundan sonra hayatıma nasıl bakacağımı göstermişti..tüm gün düşündüm. düşünüyorum.
etkisinden kurtulamadım.uzun bir süre de kurtulamayacağım sanırım.
ülkenin hali bu,içler kan ağlar,düzel(e)mez hiç bir şey !..
kimse bir şey yap(a)maz.
düşünürüz,konuşuruz,katılırız...
-bugün benim de yaptığım gibi :( -
hayatım boyu hastanelerdeyim ben zaten :D yıllıkta bile çok sevdiğim oda arkadaşım beni :"konyadaki öğrencilik yaşamının cep telefonuyla konuşarak geçirmiştir,diğer yarısını da hastalık hastası olması sebebiyle Konya Devlet Hastanesi'nde.."diye iki saf'a ayırarak tanımlar :D efendim,evet kısmen doğrudur :P bayaa bi zamanım geçmiştir o hastane koridorlarında,ama hastalık hastası değilim sizi temin ederim ki,hernekadar aklınıza hastalık hasatası evhamlı bi portre geliyorsa da aklınıza :P hayatım boyunca doktora sadece göz ve cilt sorunları için gitmiştim :)
neyse,bugün de işte hastane koridorlarındaydım..eskiden hiç içimi bugünkü kadar burkmazdı,burkmamıştı o soğuk koridorlar..hastane diyince bile tüyler diken diken olurken çoğumuzun,ben hiç korkmadan giderdim :D
ve malumunuz herkesin birbirine "sizin rahatsızlığınız nedir,blablabla..benimki de şudur,blablabla,geçmiş olsun,size de geçmiş olsun bla bla bla!!" yaptığı konuşmalar herpimizin başından geçmiştir sanıyorum.
artık gına gelir.yüzümü çeviririm bir yerden sonra .yüzümü çevircekken de yeni bir konu daha açılır ki bugün de böyle oldu..konuşmayı bayaa seven bi teyzecim "öğrencisin ?" sorusunu yöneltti ."evvet,başlıyoruz işteeee kanka olmaya " dedim içimden :D
-bitti öğrencilik.
-üniversite ?
-evet,üniversite
kadın şaşırdı tabi birazcık.ben ki yaşını göstermeyen birisiyim zaten. eh, bi de hastane olduğu için en doğal,spor,makyajsız haliyle orda sırasını bekleyen ben,belki bi lise öğrencisi idim karşımdaki teyzenin gözünde benim bu cevabıma kadar.
-çalışıyo musun?
-avukatım (çalışıyorum cevabıma gelecek karşı "meslek nedir? "sorusunu ekarte edebilmek için söylenmiş bir cevaptır bu,ukalalık değil :D )
-aaaa,ne kadar güzel..maşallah,kadınların eline mesleklerini alması lazım bu devirde...
kadın birkaç daha kendince cümleler kurmuştu.hepimizin tahmin edebildiği gibi,kadınlar çalışşsın kendi ayakalrı üzerinde dursun,kimsenin eline bakmasın gibisinden bişeyler işte...muhabbet olabildiğince kısa sürsün isteğinde ve çabasındayken ; o an dikkatim olabildiğince gözlerine takılmıştı. resmen yılların ağırlığı çökmüş,hüzünlü ve "neler yaşadım ben" dercesine. hafif gözyaşı birikmiş,anlatılacaklarla dökülmeyi bekliyorlardı.
orta yaşlardaydı kadın,ama dediğim gibi yaşananların etkisiyle çökmüşlük,yılgınlık vardı bir hayli.
şivesi düzgün değildi,anlamakta ve sorularımı anlatabilmek de zorlandım biraz( ben de soru sordum evet,bayaa konuştuk yani :D)
beni mesleğini eline almış kendi ayaklarının üstünde durabilicek potansiyelde bir kadın olarak tanıması her ne kadar onu şaşırtsa da,onu kendi kızını anlatmaya,dertlenmeye yöneltti. benim yapabileceğim elbet bir şey yoktu kendine ,ama iç dök-me işte ! gayet iyi bilirim..yabancı da olsa bi medet umma,kıyıdan köşeden de olsa belki bir iki kelime !!!
belki kopukluklar olabilir,ama anlayabildiğim kadarıyla paylaşacağım hikayesini.şivesi bozuk olduğundan çok tekrarlattırdım,ama bi raddeye kadar tabi "anlayamadım,tekrarlar mısınız?" demek de :D
kızı 21 yaşında ve 3 çocuk annesi imiş.15 yaşında kaçmış,hem de askerlik tecili sebebiyle geçici olarak ankara'ya gelen çok iyi tanımadığı bir çocukla.(allah'ım ne akıldır,ne çocukluktur bu!)
aile nekadar vazgeçirmeye çalışsa da,kız çocukla bir hayat kurmak istemiş işte,bilindik hikaye. ama nikah yok ! nikah falan kıyılmamış ve kızı şuan hala 3 çocuğuyla 21 yaşında eşine eşlik(!) görevini yerine getiriyormuş. ve hala resmi nikahsız.
-kızınız ozaman reşit değilmiş,şikayet etseydiniz,sonuçta böyle bir birliktelik sizlerin rızası olmadan olamazdı ki .
-olduk,ama savcı da onlardan yana oldu ..dedi kadın
ben dumur :S
ne diyordu kadın yahu:S savcı onlardan yana olmuş-muş,gözyummuş-muş bu duruma :?
anlayamıyorum da konuşmalarını,ben ısrarla soruyorum ,kadın kendince hala yaşadıklarına devam ediyor,ben anlayamıyorum hala,kadın devam ediyor..anlayamıyorum,anlamıyoruuuumm,anlatamıyorum...kopuyor,sinirleniyorum,üzülüyorum..ama hala dinliyorum..
en büyük çocuk gelmiş okul çağına :
-seneye bu çocuk okulda ne yapacak?
-ne yapacak,resmi nikah olmak zorunda elbette,imam nikahıyla olmaz ki,yasak bu durumlar.çok yanlış....falandı fişmandı..anlattım...
(gibisinden.. onun anlayacağı -çünkü okuma yazması da yokmuş kadının-bi kaç hukuki boyutta tembihler veriyorum güya bir hukukçu olarak )
-imam nikahı bile yoktur ki.
hayy yarabbim,imam nikahı olsa bari diyecek konuma geldim neredeyse ya,offf offf..bu nasıl bir akılsızlıktır yahu..sen,küçücük kız,neyine kime güvenerek böyle maceralara girişirsin !!! aileni müzdarip eder,başta kendini ve onları üzersin !!
-bir de nikah kıymaz da oğlan,çocuğu üstüne alır sadece soyadı vermek için,dedi kadın.hala söylerim ona,gel kızım. seni çalışır okuturum,devam etme böyle o adamla diyorum ama,kızım:" neyapayım anne olmaz" diyerek geçiştiriyormuş.
ve 3 tane de çocuk ...
ve adam işsiz güçsüz boşgezenin boş kalfası...
bişey diyemiyorum artık,kelimeler kifayetsiz...sadece dinleyip ne hayatlar var böyle diye kendim iç sesimle konuşuyor düşünüyorum.
kadının kocası yatalakmış,bu son bir sene içinde ayağa kalkabilmiş ancak zar zor..ve kendilerine devletten bağlanan yardım da adamın kalkabilmesiyle kesilmiş...kadın kaymakama gitmiş,sonuç alamamış. valiye gitmiş ve bağlatmış yeniden. azimli teyzemiz,bu işin peşinden de yine kendisi gitmiş ve istediği sonuca ulaşmış.
bu arada sıralarımızı bekliyoruz hala.akşam muayenesine gelmişiz,saatlere bakıyoruz daha fazla geç olmasa da kurtulsak diye.
kapıcılıkla geçindiriyormuş ;yatalak eşi,üniversiteye hazırlanan ve dersaneye giden oğlundan oluşan 3 kişilik ama eşinin ilaç tedavi masrafları ve oğlunun dersane yüzünden giderleri çok ama çok olan ailesini. kadın altındağ'da oturuyormuş,son vesait de 19:00 da imiş..sıramı vericektim kendisine tabiki.
bu arada,kendini zengin,elit bir tabakadan sayıp sözümona kültürlü pozlarda yanımızdaki bir bayan da muhabbete dahil oldu son vesait konusunda.
-senin ne işin var altındağ'da? çok kötü bir yer..(sonra bana dönerek anlatmaya devam etti,beni muhattap aldı nedense-) yavrum,oralar çinçin denir,çok kötü bir yerdir,ne tip ararsan bulunur vs vs vs vs...
sus be kadın!
sus.
biliyoruz,duyuyoruz nasıl bir yer olduğunu elbet,ama senin gibi kabaca insanın yüzüne öncesini sonrasını bilmeden çarpmıyoruz görüyorsan.
keyfinden kalmıyor kadıncağız herhalde orda.
senin gibi aileden varlıklı değil belki.
senin gibi hayat gülmemiş ona belki .
ha yok yok,aslında senin gibidir de,keyfine bol aksiyon sevidiğinden kalıyor orda.
ayrıca sen kimsin ki,nasıl bir akıl vermektir bu..resmen gurur rencide edici !
kadıncağız zengin havalı teyzemize bu sefer maddi olanaksızlıklarından,başka bir semtte otursa ödeyeceği kiradan sonra ellerinde şu kadarcık para kalacağından,onun da neye yetebileceğinden bahsetmeye çalıştı. hiç gerek yoktu be teyzecim,bu kadına mı anlatma mecburiyeti hissediyosun.ama havalı teyzemiz de : "olsun,bak canınıza bişey gelse orda daha mı iyi..." gibisinden ukala laflarda hala..
ben de: " maddi imkansızlıklar işte,yoksa istemez kendisi de tabi ki öyle bir muhitte oturmayı.keyiften değildir sanırım." dedim,çok da fazla muhattap olmayarak ve de kadının daha da çok konuşmasını istemediğimi belirtecek şekilde soğuk bir cevapla..
havalı teyze bu kez:" kemküm,doğru da .işte ..vs vs vs" saçma sapan cümleleriyle hala aynı akılla devam edicekti ama,sıra telaşesi girdi araya allahtan da kesildi kadının kulaklarımı tırmalayan sözleri.
gözleri benle konuşurken akacak haldeyken , kendini bilmez bu kadının bu sözleriyle gururla normal hale dönen teyzecim,bana dönerek : geçmiş olsun prenses,hayatında işinde başarılar gibisinden dua içerikli güzel cümleler kurdu ayrılırken.
çok içimi burkmuştu kadının hali,çok !
biz kendi hayatlarımızdan şikayetçi olurken saçmasapan gerekçelerle; işte bu örnek bir tokat gibi güne,hatta bundan sonra hayatıma nasıl bakacağımı göstermişti..tüm gün düşündüm. düşünüyorum.
etkisinden kurtulamadım.uzun bir süre de kurtulamayacağım sanırım.
ülkenin hali bu,içler kan ağlar,düzel(e)mez hiç bir şey !..
kimse bir şey yap(a)maz.
düşünürüz,konuşuruz,katılırız...
-bugün benim de yaptığım gibi :( -
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
